Şeref Uzun son Köşe Yazısı

12.08.2016
Çokoprens almak için çıkardın evden, köşedeki bakkalda kalmamış iki arka sokaktaki bakkalda bulabildim yalanlarla kandırdın anneni, aslında oda inanmıyordu ama sorması gerektiğini düşünürdü; ben her günkü yerimizde beklerdim, ‘’görüşçüsünü bekleyen’’ mahkum gibi, öyle ki gardiyanımız bile vardı; Otuz sekiz yaşında kocasını kahrından öldürüp, otuz iki yaşında dul kalan ve kocasından kalma sabah kahvaltısından önce camlarını temizlediği dairesini terk etmeden, hastane dışında , ayakkabıları eskimeden, ayaklarını yormadan dünyayı görmeye çalışan , yüzünü seyretmeyi bile bırakmış ve sadece bizi izleyen kadın

Çokoprens almak için çıkardın evden, köşedeki bakkalda kalmamış iki arka sokaktaki bakkalda bulabildim yalanlarla kandırdın anneni, aslında oda inanmıyordu ama sorması gerektiğini düşünürdü; ben her günkü yerimizde beklerdim, ‘’görüşçüsünü bekleyen’’ mahkum gibi, öyle ki gardiyanımız bile vardı; Otuz sekiz yaşında kocasını kahrından öldürüp, otuz iki yaşında dul kalan ve kocasından kalma sabah kahvaltısından önce camlarını temizlediği dairesini terk etmeden, hastane dışında , ayakkabıları eskimeden, ayaklarını yormadan dünyayı görmeye çalışan , yüzünü seyretmeyi bile bırakmış ve sadece bizi izleyen kadın.Üç dakika sürerdi görüşme, sadece gözlerimiz değerdi bir birine, saçlarının kokusunu avuçlarımda,kimse hissetmemeli, sen çoktan ayrılmışken yanımdan cebimdeki iki külah dondurma parası üzerinde hayaller kurardım, ellerini sımsıkı tutup, Kuzguncuk yokuşunu bir çırpıda indikten sonra Şişmandan dondurmaları alıp denizin kayalarla öpüşmesini seyretmek yada bu kadar yürümeye gerek yok Feti Paşa korusu yanımızdı zaten ve oradan Paşa limanına birlikte Uçmayı düşlerdim.İlk önce ben gittim buralardan, geldiğimde sen yoktun , yüreğimizdeki sevdalar yeni uçmayı öğrenmiş kuş gibiydiler, ben istememiştim ki savaşın ortasında yaşamayı, sana giderken mektuplar yazacağımı, yanına güzel şiirler ve kağıtları öyle kapatacağım derdim, hiç biri olmadı, ama sen vazgeçmedin,çoğunu okumadım, ama hepsini saklıyorum. Yazın kavurucu sıcaklarda, kışın dağlarda koyun koyuna yatarken parçalanmış cesetlerin ortasında, barut ve kan kokuları dolaşırken etrafımızda oturup konserve ve plastik kaşık arkadaşlığında yemeği düşündün mü sen hiç. Okuduğum mektupların birinde, terk edilme korkusu yaşayan bir kadın edasıyla sorular gönderiyor dun, Yüreğimden uçan kuşun sadece kanat çırpınışlarını seyretmekle yetindim mi hiç,kaçamak buluşmalarda söylemeye çalıştığım türkülerin öldüğünü ve çiçeklerin bile ağladığını sana nasıl yazabilirdim ki.Ben İstanbul la kavga edeli yıllar oldu, yakın bir zaman döndüğümde önce mahalleye gittim, senin olmadığını biliyordum, maç izlerken bir sıfır mağlupsun dur, maç devam eder,dakikalar bitmek üzere, takımın kötü oynadığını bildiğin halde son dakikaya kadar izlersin ya, benim kisi onun gibi. Eski sokaklarımıza baktım, belki geçmişten kalma bir şeyler kalmıştır; duvarların arasına sıkışmış eski bir sevda şarkısı, yapraklardan dökülen kahkahalar, kim bilir belki yaşlanmamış, kirlenmemiş eski bir dost.Bahçeli evde oturan Eleni hanımı hatırlar mısın, kocası biz İstanbul!a taşındığımızdan önce ölmüş, yeni yeni büyüme kavgaları yaşıyorduk, o ölünce çocukları durmadı, bir erkek bir kızdı; Eleni hanım kocasını hiç terk etmeyi düşünmedi ‘’ o burada öldü, bende burada ‘’ derdi, ilk zamanlarda mahalledeki arkadaşlarına mektuplar gönderdiler, seneler geçince azaldı, sonunda bitti, her şeyin bittiği gibi. Ayaklarım taşımaktan vazgeçmişti, ‘’sonra veririz, yaz deftere’’ şeker, gazoz , bakkallar bile kapanmış, okuduğumuz okul yıkılmış, yenisi yapılmış ama çocuklara bahçe bırakmamışlar, hiç kimseyi görmeden geri döndüm. Aradan iki aya geçtikten sonra, lise son sınıfta birlikte olduğum bir arkadaş buldu beni, sarılmak az bir kelime, şehrin tam içindeydik, üzümlerden sıkılmış, kıpkırmızı, tıpkı yüreklerimizin kirlenmediği yıllar gibiydi, karşılıksız arkadaşlığın nefes aldığı yıllar,sarhoşsunuz diye dalga geçtiler, biz içmeye devam ettik.Belki unutmuşsundur, neler unutulmuyor ki, görmeyi, sormayı, sevmeyi unutmaya çalışmıyor mu insanlar. Kızamam ki ben sana, halen gönderdiğin mektuplara bakıyorum, halen okuyamıyorum, cevabı yok çünkü



<< Geri Tüm haberler için tıklayınız.


Bizden Haberler
12.08.2016 Şeref Uzun son Köşe Yazısı
19.04.2013 Belediyeler ve Tapu Müdürlükleri Günah Keçisi…
28.10.2012 Saatinizi geri almayı unutmayın


Emlak Yaşam Haberleri
21.09.2017 "Birikimler, değerli...
21.09.2017 Manzara 7/24ten...
21.09.2017 Gelişen Kentler...